Bugun...


Erdoğan ERKAYMAZ


Facebookta Paylaş









DOĞU KARAYİPLER GEZİ (03-04/2018 EKİM)
Tarih: 31-10-2018 09:45:00 Güncelleme: 31-10-2018 09:45:00


03 Ekim 2018 Çarşamba (St. Marteen Ada)

Kahvaltımızı aldıktan sonra saat 09.00 da grubumuz gemiden çıkış yaptı. Karayıp en güzel adası St. Marteen Adasına iniyoruz. Ada kuzeydoğu Karayipler’de Hollanda Krallığı ile Fransa arasında bölünmüş tropik bir ada. 11 Kasım 1493 yılında kâşif Kristaf Kalomb tarafından keşfedilmiş adaya da St. Marteen adını vermiş. Kalomb gemiden hiç inmemiş… O yıllarda adada Arawaks’lar adaya ‘Tuz Ülkesi’ anlamına gelen ‘Sualoiga’ derlermiş.1633 yılında adayı ilk işkâl eden İspanyollar olmuş.15 yıl sonra Fransa ve Hollanda İspanyollardan geri almış. İki ülke arasında sınır 1648’den 1815’e kadar tam 16 kez değişmiş! Şimdilerde adanın %60 Fransızlar, %40’na ise Hollandalılar sahip. Ada da bilinen anlamda sınır yok! Sınırda bir tabela var. Adanın başlıca şehirleri Hollanda tarafında Philipsburg ve Fransa tarafından Marigot’tur. Adanın Hollanda tarafı olan St. Marteen, Fransız tarafı st. Martin’den tamamen farklı olup Turist dostu gece hayatı, başkent Philipsburg’daki gümrüksüz mağazalar.

Kalomb buraya adını verdiği St. Marteen Romalı bir asker, askerliği sırasında çuha paltosunu ikiye bölerek soğuktan ölmekte olan dilencinin üstüne örtmesi ve sonunda yaşama dönmesi adının ‘fakir babası’ olarak anılmıştır. Adanın yoksulluğunu gören Kalomb bu adı verdiği yazılmakta. Yine 1648’de adayı paylaşmaya karar veren Fransa ve Hollanda efsaneye göre adanın iki ucundan biri Fransız diğeri Hollandalı asker koşmadan yürüyerek birleştikleri yer sınır olmuş. Hollanda’ya %40 kalınca Hollandalılar Fransız askerin ayakları uzundu ama adanın en iyi yerleri bizde diyerek avunuyorlar.

2017’nin Eylül ayında İrma Kasırgası buralara büyük hasar vermiş. Burada kasırganın 36 saat sürmesi sonucu ada felç olmuş.4 ay süreyle adayla bağlantılar ne deniz ne hava yoluyla yapılabilmiş. Uçaklar 2018 başında bu yana inebilmişler.

Liman otoparkında bizi bekleyen otobüsümüze biniyoruz. Şoförümüz Luçi yerli rehberimiz Eva eşliğinde gezimiz başlıyor. Önce Fransız bölgesine geçiyoruz, yol boyunca İrma kasırgasının izlerini görüyoruz. Ağaçlar kırık, bina çatıları onarılma yapılan insanlar, denizde batık tekneler… Yerleşim yerini tepeden gören yerde mola veriliyor fotoğraflar çekiliyor. Bu ara yol boyunca ve mola yerinde bolca kelebekler bizi karşılıyor, yol kenarında ve ağaç tepelerinde iguanalar bolca görülmekte. Küçük bir hava alanının yanından geçiyoruz Fransız’lara ait olduğu söyleniyor rehberimiz tarafından Fransızların başkenti Marigot’a geliyoruz. Rehberimiz gezi ve alışveriş için serbest zaman veriyor.



Marigot’ta çok sayıda iyi restoran kafe bulunmakta, ana cadde de Paris rüzgarları estiren moda evleri, butiklerle çevrili. Fotoğraflar çekiyoruz. Yerlilerin satış yaptığı pazara geliyoruz; Tropikal meyveler ve hediyelik eşyalar satış yerleri. Alışveriş yaptıktan sonra ‘Pazarcı kadın Heykeli’nin önünde fotoğraf çekiliyoruz. Sokak ressamı görüyorum her gezimde yaptığım gibi buradan da bir tablo alıyorum. Son olarak alışveriş merkezine giriyoruz. Lüks Fransız markalarının olduğu yer Ayancık’lı grubumuzla buluşuyoruz. Artık zaman dolmuştu otobüsümüze geçiyoruz. Bu kentte de hala kasırganın izlerine rastlıyoruz. Hatta okulları tahrip olmuş bitmediğinden değişik yerlerde Eğitim devam ediyormuş. Tepede Fort Louis Kalesi şehre hâkim…

 

Tekrar otobüsümüze biniyoruz yine sınırdan geçerek Hollanda tarafında Macho Beache doğru gidiyoruz. Hava alanının terminal bölümü kasırganın verdiği zarar nedeniyle hala kullanılamadığını söylüyor rehberimiz. Macho Beach tesisi otoparkına otobüsümüzü bıraktıktan sonra denize girmek için mayolarımızı ilkel yöntemle havlu sararak giyiyoruz. 28 ait renk kuma sahip, plajlara sahip ülkenin önemli plajı Macho Beachdayız. Burası dünyaca farklı bir şekilde üne sahip, neredeyse plaja sıfır inen uçakları görüyoruz. Her uçak göründüğünde fotoğraf çekme yarışı başlıyor. Denize de girdik oldukça keyifli bir deniz tam turkuaz renkte. Türk grubunda denizi değerlendiren Ayancık grubuydu. Aramızda Türkiye’de ciddi takipçisi olan (instagram) Miray-Tolga Öncü de aramızda… Çok profesyonel çalışıyor genç çiftler. Buradan da ayrılma zamanı geldiğinde duş alacak alan bulamayınca tesisin içindeki mini havuza girerek yine havluya şort değiştirerek giyindik. Fotoğrafçıları ve heyecan arayanların popüler gördüğü Maho Plajından ayrılıyor otobüsümüze geçiyoruz.

 

Kısa bir yolculuk sonrası Hollanda’nın başkenti Phılıpsburg’a geldik. Kentte; sanat galerileri, dükkanlar, restoranlar ve gazinolar ziyaretçileri meşgul ederken denizde şnorkelle arasında turkuaz sularda akvaryum içinde hissedersiniz. Karayiplerin en büyük tuzlu su lagünü burada. Kuyumcu dükkanları, mücevher, marka parfümeri ve kozmetik, giyim ve aksesuar içeren işyerleri… kenti öne çıkarıyor. Otobüsümüz Port Philipsburg’daki   St. Marteen Adası iskele geliyoruz. Burada ki hediyelik eşyalar alıyoruz gemimize yakın alanda bulunan yerel müzisyenlerin yerel ezgileri arasında gemimize geçiyoruz. Bu ara plajda güneşlenirken önümüzde kazak-Türkmen bir grup vardı. Onlara rehberlik eden Firuze isimli kızımız eşimle birlikte fotoğrafımızı çekmekte yardımcı oldular. Yan yana geldiğimizde ‘Ne olur biraz daha samimi sevgi dolu poz verin’ demesine karşıt olarak ‘Bizlerde toplum için ayıp ‘cevabıma ‘burada kim tanır’ sözü gülmelere dönüştü. Artık gemimize döndük. 5. Kattaki resepsiyonun bulunduğu yemek ve restoran alanındaki Sorrento’s Pizzaya geldik. Ayancık grubumuz da buradaydı atıştırmaları yaptıktan sonra kamaralarımıza geçtik.

 

Akşam yemeğimizi almaya gittiğimizde bize hizmet sunan Bülent garson yine şovunu yaptı. Hızlı servis ve yemekler konusunda yardımları grubumuzu daha mutlu ediyor. Yemek sonrası 5. Katta ‘70ler Sokak Partisi’ vardı. İzlemek üzere geçtik. Sokak ta ses düzeni kurulmuş geçici sahne konmuş konuklar 70 yıllar moda giyimini (68 kuşağı barış, sevgi sanatı ve konforla tasasız yaşamı temel alan hippi kıyafetleri ‘çan etek, uzun bot, maksi etek, uzun yaka gömlek, İspanyol paça pantolon’) seçmişler. Biz yine yemek giysimizde indik. Müzikler; Pink Floyd, Oueen, Demis Roussos, Abba, Beatlesden ezgiler eşliğinde. Ana baba günü gibiydi grubumuz birazda sıkıldı yatmadan uğradığımız Central Parktaki yerimize geçtik sohbet sonrası kamaralarımıza döndük.

 

04 Ekim 2018 Perşembe (Sonjuan Porte Riko)

 

Kahvaltımız aldıktan sonra saat 08.30 Gazino önünde toplanan grubumuz gemi çıkışımızı yaparak Parto Rıkonun başkenti San Juanı gezmek üzere iskeleye indik. Tüm grup arka fonda gemimiz ‘Allure Of The Seas’ hatıra fotoğrafı çektik. Parto Riko: ABD’ye bağlı içişlerinde bağımsız özerk bölgedir. Karayipler denizinin kuzey doğusunda Dominik Cumhuriyeti’nin doğusundadır. Adı İspanyolcada zengin liman anlamına gelir. Parto Riko büyük Antiklerin en küçük odası olup,Porto Riko ana adası yanı sıra Mano, Viegues, Culebra gibi adacıklardan oluşur.2017 sayımına göre nüfus 3 milyon 337 bin, para birimi dolar,resmi dili İspanyolca ve İngilizcedir. Kısaca tarihine baktığımızda; İspanyol istilacılar Taino yerlerine çaldırdıkları 16. Yüzyıla kadar uzanır. Parto Rika’lular istilacı İngiliz, Fransız ve Almanlara karşı savundukları 4 yüzyıl boyunca İspanyol İmparatorluğu tarafından yönetildi. Ada İspanyol-Amerikan savaşı boyunca Amerika Birleşik Devletleri tarafından işkal edildi ve İspanya resmi olarak savaşı sona erdiren 1898 Paris Antlaşması gereği ülkeyi terk ettin. Şu an ülke iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde ABD’ye bağlıdır.

 

Yürüyerek yola çıkıyoruz ilk durağımız Calon Meydanı Eskişehir’de yer alan, San Francisco ile Fortaleza Sokağı arasındaki geniş alan. Meydanın ortasında etrafı fıskiyelerle çevrili bronzdan büyük bir Kristaf Kolomb Heykeli yerleştirilmiş. Heykel, Kolomb’un şehri keşfinin 400. Yılı anısına dikilmiş. Heykelin güney tarafında Tapia Tiyatrosu yer alıyor. Meydanın içinde el sanatları üretmiş sanatçı satıcılar bulunuyor. En ilginci kuş tüyü üzerine resim yapılmış eserler.

 

Şehir içi yürüyüşümüz devam ediyor, kent sömürü döneminden kalma muhteşem mimarisi,renkli evler, renkli taşlardan Arnavut Kaldırımları ve durağımız San Cristobal Kalesi Kale önünde kuyruk var. Rehberimiz toplu bilet aldığından ayrı bir bölümden grubumuzu içeri aldı. Bu kale eski San Juan denilen bölgeye karadan gelebilecek tehlikelerden korunmak için yapılmış. Kalenin surları şehri çepe çevre sarıyor. 1698 yılında Amerika Ordusunun yönetimine geçmiş 1961 yılında Amerikan ordusu kaleyi boşaltmış müzeye çevrilmiş 1983’den bu yana Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Miras listesine alınmış. Kaleden Atlantik okyanusu, Elmorro Kalesi, Le Perla Mahallesi ve Cruise gemilerinin yanaştığı liman manzaralarını görebilirsiniz. Büyük avlulardan ve yerleşik alanlardan oluşan kalenin iki ana meydanına çıkan tüneli var. Üst kat meydanına çıkan tünelde esirlerin tutulduğu adalar var. Bir saatin üzerinde gezimiz sonrası geldiğimiz yerden dışarı çıktık. Gideceğimiz yeni yere havanın sıcak oluşu mesafenin biraz uzunluğu nedeniyle publicos adı verilen dolmuşa binmeye çalıştık son binen rehberimizde içeri girerken kapı zor örtüldü. Yolculuğumuz boyunca rengarenk evler ve okyanusu izleyerek yeni durağımız San Filipe Del Morro Kalesi önündeki yeşil alanda indik.

 

San Filipe Del Kalesi Eski San Juan’ın üzerinde bulunduğu yarımadanın en kuzey batı ucunda bulunmaktadır. Kaleye giden yolun sağı ve solu harika çim… Hemen ayakkabılarımı ve çoraplarımı çıkardım çimler üzerinde yürüyorum. Kale 16. Yüzyılda şehri denizden gelecek tehlikelere karşı korumak için yapılmış.1539 yılında İspanya kralı 5. Charles tarafından başlatılmış, deniz seviyesinden yukarı da 6 katı bulunmakta 280 bin metre kare alana sahip kalenin ortasında çok büyük bir avlu,kemerli balkonlu çok geniş kapıları olan çok sayıda od bu avluya bakıyor. Kalenin 6. Katına1843 yılında deniz feneri yapılmış.1898 yılında Amerika yönetimine geçmiş. Amerika, Porta Rico ve o dönemde İspanyol ordusunun kullandığı bayrak. 1961 yılında Amerikan ordusu boşaltılmış 1983 yılında birleşmiş Milletler Dünya miras listesine alınmış. Bu kaleyi de bir saatin üzerinde gezdik, bol bol fotoğrafladım hatta yerel gazetelerimi (Ayancık Gazetesi ve Ayancık Doğuş Gazetesi) kale görevlisi okurken fotoğrafladım. Grubumuz her ne kadar yorulsa da kendimizi eski son Juan’ın daracık sokaklarına doğru yürüyüşe geçtik.

 

San Juan sokakları; Eski şehir Karayipler de en eski ikinci şehirdir. 500 yıllık geçmişi olan şehrin 16. Ve 17. Yüzyıllara ait 400 civarında sömürge binası bulunduğu ve bugün bu binalar restore edilmiş haliyle San Juan hayatına entegre edilmiştir. Binaların farklı renkte oluşu,ahşap ve demir işlemeli ve balkonlarındaki çiçekler oldukça şık bir görünümdedir. Sokaklar renkli taşlı Arnavut kaldırımı şeklinde ve dar oluşu sokakların estetiğini bozacak nitelikte değildir. Rehberimiz serbest zaman gemide buluşuruz dedikten sonra Ayancık grubumuz yine birlikte yürüyerek gezmelere başladık. Güzel sanatlarla ilgili binanın önündeki heykelde fotoğraflar alındı. Yolumuz üzerinde bulunan alanda bakır rengini almış sütun üzerinde kabartma gemiler dikkatlerden kaçmıyor.yolumuz üzerinde bir Katedral…

San juan Bautista Katedrali: Amerika’da ikinci katedraldir. İlk olarak 1521 yılında ahşaptan inşa edilmiş 1615 de Gotik tarzda yeniden inşa edilmiş 1853 de şuandaki Tuscan tarzında restore edilerek 1917 de ve 1980 de de restore edilmiş. İçeri girdik katedralin bir bölümünde tören vardı sessizce gezdik fotoğraflar çektik grubumuzdan bazıları mum yakıp dilekte bulundular. Katedralin önündeki parkta Parto Riko’lu sokak müzisyeni gitarı ve gitara aparat bağlı ağız mızıkasıyla sanatını icra ediyordu biraz dinledikten sonra gezimize devam ediyoruz. Arnavut kaldırım taşlarıyla döşenmiş trafiğin tek yön olarak aktığı yürüyerek gezdiğimiz ve yeni gördüğümüz sokaklardan zevk alarak devam ediyoruz. Yolumuz üzerindeki bir iş yerinde ‘Fatma gülün Suçu ne’ afişi dikkatimizi çekiyor. Yürüyüşümüz boyunca sıkılmadan gemimize yaklaşmıştık. Sahilde sokak ressamları, papağan satıcıları ve hediyelik eşya satıcıları arasında iskeleye yanaşıyoruz. Gemimiz müzik ve meyve suları kokteylleri ile karşılıyor. Müziğe ritim tutarak dansa eşlik etmekten de geri durmuyoruz. Gemiye girdiğimizde geleneksel hale getirdiğimiz pizzalarımızı yedikten sonra dinlenmek üzere kamaralarımıza dönüyoruz 10 km’nin üzerinde yürüyüş yapmışız yorulduk…

 

Akşam yemeğimizi aldıktan sonra ‘Amber Theater’de Britain’s Finest programında; The Beatles grubunun 1960’lı yılları giysileri ve o yıllardaki eserlerinin sergileyen grup yarım yüzyıl geriye taşıdı izleyenleri Kronolojik olarak güncelleşmiş kıyafet değişikliğinde sahne görüntüsünü kesmeden performansları mükemmeldi. Beatles hayranları farklı zamanda benzerlerinin performanslarından memnun olarak ayrıldılar. Program sonrası kısa gezi ve sohbet sonrası kamaralarımıza döndük.

 



Bu yazı 494 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Temsilcimiz Ayancık Belediye Spor Türkiye Kupasından Elendi
    Temsilcimiz Ayancık Belediye Spor Türkiye Kupasından Elendi
  • Temsilcimiz Ayancık Belediye Spor Türkiye Kupasından Elendi
    resim yok
  • AYANCIK'TA 19 MAYIS KUTLAMALARI
    AYANCIK'TA 19 MAYIS KUTLAMALARI
  • İstanbul Feshane’de Ayancık Rüzgârı Esti
    İstanbul Feshane’de Ayancık Rüzgârı Esti
  • Ayancık'ta 2015 Yılı Yaz Kur’an kursları eğitime başladı
    Ayancık'ta 2015 Yılı Yaz Kur’an kursları eğitime başladı
  • Mahalle iftarlarının ikincisi, Belediye Caddesi'nde yapıldı
    Mahalle iftarlarının ikincisi, Belediye Caddesi'nde yapıldı
  1. Temsilcimiz Ayancık Belediye Spor Türkiye Kupasından Elendi
  2. Temsilcimiz Ayancık Belediye Spor Türkiye Kupasından Elendi
  3. AYANCIK'TA 19 MAYIS KUTLAMALARI
  4. İstanbul Feshane’de Ayancık Rüzgârı Esti
  5. Ayancık'ta 2015 Yılı Yaz Kur’an kursları eğitime başladı
  6. Mahalle iftarlarının ikincisi, Belediye Caddesi'nde yapıldı
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • SAĞLIK BAKANI MÜJDEYİ VERDİ
    SAĞLIK BAKANI MÜJDEYİ VERDİ
  • AYANCIKTA KETEN ÜRETİMİ 24 YIL ARADAN SONRA YENİDEN BAŞLADI
    AYANCIKTA KETEN ÜRETİMİ 24 YIL ARADAN SONRA YENİDEN BAŞLADI
  • Sinopta can pazarı
    Sinopta can pazarı
  • Sinop'ta deniz şehitleri anısına yapılan tekvando şampiyonası sona erdi
    Sinop'ta deniz şehitleri anısına yapılan tekvando şampiyonası sona erdi
  • Vali Köşger nükleer santralle ilgili konuştu
    Vali Köşger nükleer santralle ilgili konuştu
  • SİNOP'TA SEÇİMİ CHP ALDI
    SİNOP'TA SEÇİMİ CHP ALDI
  1. SAĞLIK BAKANI MÜJDEYİ VERDİ
  2. AYANCIKTA KETEN ÜRETİMİ 24 YIL ARADAN SONRA YENİDEN BAŞLADI
  3. Sinopta can pazarı
  4. Sinop'ta deniz şehitleri anısına yapılan tekvando şampiyonası sona erdi
  5. Vali Köşger nükleer santralle ilgili konuştu
  6. SİNOP'TA SEÇİMİ CHP ALDI
VİDEO GALERİ
YUKARI